
Cerrah
gözüyle enürezis
Celal
Bayar Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Çocuk Cerrahisi Ana bilim Dalı Manisa
Doç. Dr. Can TANELİ
Enürezis
çocukluk çağının en önemli ve en sık görülen işeme bozukluğudur. Uyku
sırasında mesanenin fonksiyonel kapasitesi dolduğunda ortaya çıkan kendini
boşaltma ihtiyacı çocuk uyanır ve gece tuvalete işerse (nokturi),
uyanamaz ve yatağına işerse (enürezis)
olarak adlandırılır. Enürezis ve inkontinans deyimleri sıklıkla birbirinin
yerine ve yanlış olarak kullanılmaktadır. Enürezis uygunsuz yer ve zamanda
gerçekleşen fizyolojik(normal)bir işemedir. İnkontrinansta normal bir işeme
yoktur, çocuk bilinçli olarak engellemeye çalıştığı halde idrar kaçırma
önlenemez. Enürezisin farklı etiyolojik nedenlerle ortaya çıkabilen bir
semptom olması, enürezisi farklı disiplinleri ilgilendiren bir sorun haline
getirmiştir. Bu yakınma çocukların büyük bir çoğunluğunda
komplikasyonsuzdur ve önemli bir sorun oluşturmaz. Benzer yakınmaları olan küçük
bir grupta ise ciddi sorunlara neden olabilecek fonksiyonel üriner sistem
hastalıkları vardır. Bir cerrah’ın değerlendirmesine ihtiyaç duyan bu az
sayıdaki hastayı bu büyük grup içinden ayırmak son derece önemlidir. Enürezis
ile ilgilenen her branş problemi kendi açısından değerlendirmekte ve
tedaviyi yönlendirmektedir. İyileşemeyen hastalar da her seferinde farklı
bir branşta(Çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk cerrahisi, üroloji,
psikiyatri) kendilerine çözüm aramaktadır. Enürezis mutlaka multidisipliner
olarak ele alınıp tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Bu makalede enürezise
çocuk cerrahının bakış açısı ve klinik yaklaşımı tartışılacaktır.
Enürezisin
tanımı
Enürezis
idrar kontrolünün beklendiği yaştan sonra(4-5 yaş) gece yada gündüz, yatağına
yada giysilerine istemli yada istemsiz olarak yenileyen(haftada en az 2 kez)
idrar kaçırması olarak tanımlanır. Enürezis başlangıcı ve seyrine göre
primer veya sekonder olabilir. Uykuda işeme bazı çocuklarda doğuştan beri
arada hiç kuru kalma dönemi olmadan sürer gider buna birincil tip(primer
enürezis) denir; bazılarında ise bir süre(en az 6 ay) tuvalet eğitimi
sağlanmış sonra herhangi bir yaşta birdenbire uykuda işeme başlamıştır.
Buna da ikincil tip (sekonder enürezis) adı
verilir. Enürezis nokturnal ve diurnal olabilir. Gece uykuda işeme durumuna (nokturnal
enurezis) gündüz uyanıkken işeme (diurnal
enürezis )olarak isimlendirilmektedir. Gece veya gündüz yalnızca uykuda
işeyen çocuklarda bundan başka bir yakınma yoksa buna tek semptomlu uykuda işeme
(monosemptomatik enürezis nokturna) denilmektedir.
Nokturnal enürezis için yatak ıslatma veya uykuda altını ıslatma şeklindeki
ifadeler suçlayıcı bir tanımlamlar olduğu için kullanılmamalı bunların
yerine için uykuda işeme terimi tercih edilmelidir.
Mesane
kontrolünün kazanılması
Yeni
doğanda işeme, bir işeme refleksi şeklinde ve günde ortalama 20 kez gerçekleşmektedir.
Bebek 6 aylık olduktan sonra işeme hacimleri artmaya, işeme sıklığı
azalmaya başlar. Bu azalma işeme refleksinin istemsiz inhibisyonuna yada yaşla
mesane hacmi büyürken idrar miktarının artmaması ile açıklanmaktadır.
Mesane dolma duyusu 1-2 yaş arasında gelişir. Dört yaşında çocukların çoğu
erişkinlerdeki işeme kontrolüne sahip olurlar.
Epidemiyoloji
Beş
yaşındaki çocukların %15-20'sinin her zaman veya arada kuru uyanamadıkları
bildirilmektedir. Yedi yaşındakilerin %5-10'u uykuda işerken, her yıl bunların
%10-15 kadarı gece kontrolünü elde eder ve 15 yaşında %1-2 kadarı kuru
uyanmayı başaramamış olarak kalır. Uykuda işeme yalnızca çocukluk hastalığı
değildir. 18 yaşındaki erişkinlerin bile %1-2 si bu sorunu yaşamaktadır.
Yetişkinlerin %1 lik bölümünde sorun sürekli bir hal alarak devam edebilir.
Diurnal enürezis kızlarda daha sık görülürken, nokturnal enürezis ise
erkeklerde daha sıktır.
Etiyoloji
Uykuda
işemeden sorumlu veya etkisi olduğu düşünülen birçok faktör bildirilmiştir.
Uykuda işemeyi bir hastalık değil bir semptom olarak algılamak daha doğru
bir yaklaşımdır. Bu semptoma yol açan birden çok etiyolojik faktör
saptanabilir. Çocuklarda uykuda işeme sadece psikojenik bir bozukluk değildir.
Etiyolojide hem biyolojik etkenlerin hem de psikososyal etkenlerin rolü olduğu
düşünülmektedir. Uykuda işeme tedavisinde düzeltilmesi gereken enürezis
semptomu değildir. Bu klinik semptoma neden olan asıl sorunun tanınıp düzeltilmesi
amaçlanmalıdır.
Psikojenik
faktörler
Etiyolojide
sık olarak suçlanan ve yanlış olarak en önemli neden olduğuna inanılan
faktör emosyonel veya psikojenik bozukluklardır. Uykuda işeyen hastaların
bir kısmında davranış bozuklukları ve uyumsuzluklar gözlenmektedir, ancak
uykuda işemeye eşlik ettiği düşünülen spesifik bir psikopatoloji
bildirilmemiştir. Psikopatoloji enürezise değil, enürezis davranış bozukluğu
ve uyumsuzluğa yol açmaktadır. Yani psikolojik etki sebep değil sonuçtur.
Tedavi edilen çocuklarda çoğu zaman olumlu bir psikolojik etki gözlenir.
Uykuda işemeden kaynaklanan özsaygı ve güven eksikliğinin psikolojik hastalıklar
için bir risk oluşturabileceği ve uygun bir tedavi ile bu tür psikolojik
problemlerin önlenebileceği belirtilmektedir.
Hastanın
öyküsünde zorlu yaşam olayları, aile düzenindeki ani değişiklikler, ölümler,
yeni bir kardeşin doğumu, ailede sürekli bir çatışma olması araştırılmalıdır.
Genetik
Faktörler
Uykuda
işeyen çocukların ailelerinde(anne ve babalarında) işeme öyküsüne sık
rastlanmaktadır. Anne ve babanın her ikisinde işeme öyküsü varken çocuklarda
görülme oranı %77,. sadece anne veya babadan birinde bu sorun varsa %44, hiçbirinde
işeme öyküsü yoksa çocukların yanlızca %15 inde uykuda işeme görülmektedir.
İkiz çalışmalarında , enürezisin monozigot ikizlerde erkeklerde %70, kızlarda
%65 oranında, dizigot ikizlerde erkeklerde %31, kızlarda %44 birlikteliği gösterilmiştir.
Enüreziste genetik geçiş olduğu bilinmekle birlikte, geçiş ve genotipik özellikler
hakkında kesin bilgiler yoktur. Aile öyküsü bulunması çocukta uykuda işemenin
kendiliğinden geçme veya tedaviye
cevap verme/vermeme durumunu etkilememektedir. Ailede uykuda işeme öyküsü
varsa çocuklardaki uykuda işeme önemsenmemekte ve başvuru yaşı
gecikebilmektedir.
Uyku
bozuklukları
Uykuda
işeyen hastaların uyku paternleri hakkında pek çok çalışma vardır.
Uykuda işeyen çocukların aileleri çocuklarının uykularının çok ağır
olduğunu ve güçlükle uyandırılabildikleri belirtirler. Ancak tüm zor
uyanan çocukların enüretik olmadığı da bir gerçektir. Uykuda işemenin
uykunun derin safhalarında olduğu düşünülmüşse de yapılan ayrıntılı
çalışmalarla uykunun her döneminde olabildiği gösterilmiştir.
Geli
Uykuda
işeyen çocuklarda hem motor, hem de dil gelişiminde gecikme vardır. Enüretik
çocuklarda kronolojik yaşa göre kemik yaşında gecikme saptanmıştır.
Uykuda işeyen hastalarda barsak kontrolü, yürüme ve konuşma gibi bazı gelişme
parametrelerinin hatta pubertenin de geciktiği bildirilmiştir.
Hormonal
etkenler
Uyluda
işeme etiyolojisinde antidiüretik hormonun salınımının nokturnal eksikliğinin
rolü olduğu düşünülmektedir. Erişkinler geceleri 2-3 kat daha az idrar üretirler
ki bu antidiüretik hormon düzeylerinin geceleri artan salınımı ile ilişkilidir.
Yenidoğanda tespit edilemeyen bu farklılık 3 yaş civarında gösterilebilmiştir.
Uykuda işeyen çocuklarda bu değişimin tamamlanmadığı düşünülmektedir.
Enüretik çocuklarda nokturnal antidiüretik
hormon düzeylerinin
belirgin olarak daha düşük olduğu ayrıca
gece idrar ozmolaritesinin düşük ve miktarının daha fazla olduğu gösterilmiştir.
Böylece gece uykusunda üretilen bu seyreltik ve fazla miktardaki idrarın
mesane kapasitesini aştığı ve uykuda işemeye neden olduğu düşünülmektedir.
İdrar
yolu enfeksiyonu
İdrar
yolu enfeksiyonu tedavisinden sonra hastaların üçte birinde uykuda işeme yakınması
kaybolmuştur. Enürezis diurna ve sekonder enürezisli hastalarda da idrar yolu
enfeksiyonu sık görülmektedir.
Üriner
sistem patolojisi (mesane- üretra fonksiyon bozuklukları)
Tek
semptomlu uykuda işeme (monosemptomatik
nokturnal enürezis) olgularında yapılan ürodinamik çalışmalar
sonucunda bu çocuklarda önemli bir mesane-işeme fonksiyon bozukluğu olmadığı
gösterilmiştir. Mesanenin inhibe edilemeyen kontraksiyonları (detrusor
instabilitesi) uykuda işeyen çocukların önemli bir kısmında görülmektedir.
Ancak mesane instabilitesi görülen enüretik hastaların çoğunda ayrıntılı
bir anamnez alındığında enürezise eşlik eden gündüz işeme, gündüz sık
idrara çıkma, sıkışma hissi(urge)
gibi semptomların bulunduğu saptanabilecektir. Mesane kapasitesinin enüretik
çocuklarda daha düşük olduğunu iddia eden çalışmalar olmasına rağmen,
tek semptomlu uykuda işeme olgularında mesane kapasitesinin normal sınırlar
içinde olduğu gösterilmiştir. Uyku sırasında detrusor kasının inhibe
edilemeyen kontraksiyonları ve gevşeyememesi nedeniyle mesane kapasitesi
normal gevşemiş mesaneninkinden daha küçük bulunmaktadır. Gerçekte enürezis
bu çocuklarda primer bir sorun olmaktan çok genel bir mesane-işeme bozukluğunun(disfonksiyon)
bir parçasıdır. Birçok üriner sistem hastalığında eşlik eden
semptomlardan biri hatta çoğu zaman ilki enürezis olabilir. Tek semptomlu
uykuda işeme (monosemptomatik enürezis
nokturna) olgularıyla komplike enürezis olgularının ayrımının yapılması
çok önemlidir. Bizim çocuk cerrahı olarak ilgilendiğimiz enürezis hastaları
işeme–mesane fonksiyon bozukluklarının veya üriner sistem anomalilerinin eşlik
ettiği bu hastalardır. Çocuk cerrahisi kliniklerindeki enürezis
polikliniklerine başvuran çocukların büyük çoğunluğunu literatürün
aksine komplike enürezis olguları oluşturmaktadır. Tek semptomlu uykuda işeme
olgularının büyük çoğunluğu çocuk sağlığı ve hastalıkları
polikliniklerinde hatta bazen birinci basamakta tedavi verilerek iyileşmektedir.
Enürezisli
hastaya yaklaşım ve değerlendirme
Enürezisli
hastalar sağlıklı görünümlü çocuklardır. Hastanın değerlendirilmesi
ayrıntılı bir öykü ve fizik bakı ile başlar. İyi bir anamnez birçok
gereksiz incelemenin istenmesini engelleyebilir. Fizik bakıda genel değerlendirme
dışında genital ve nörolojik bakı özenle yapılmalıdır. Her hastadan en
az 2 gün (tercihen hafta sonunda) ayrıntılı bir işeme-hacim çizelgesi
doldurması istenir. İşeme hacim çizelgesine sabah uyandıktan gece yatıncaya
kadar aldığı bütün sıvıların ve çıkardığı idrarın sayısı ve
miktarı ölçülerek kaydedilir. Tam idrar ve idrar kültürü mutlaka
istenmelidir. Bu sayılan incelemelerle enürezisin komplike olup olmadığına
karar verilebilir. Ender olarak lumbosakral vertebra grafisi bazen de renal
ultrason ve uroflowmetri gerekir. Komplike enürezislerde ise altta yatan nedeni
ortaya koyacak ileri incelemeler gerekir.
Tedavi
Tedaviye
başlama zamanı genellikle 5 yaş cıvarındadır. Tedaviye başlamak için
ideal zanmanlama çocuğun enürezisten rahatsız olmaya başladığı zamandır.
Enürezis tedavisinde başarılı olmak için hekim, hasta ve ailesinin birlikte
çalışması ve kooperasyonu çok önemlidir. Bu ilişkinin kurulabilmesi için
her seferinde aynı hekim tarafından görülmesi çok önemlidir. Sürekli nöbet
değişen hekimlerle yürütülen enürezis polikliniklerinde başarı oranları
doğal olarak daha düşüktür. Hekim, anne baba ve çocuğa değerlendirme
sonuçları ve uygulanacak tedavi, ilaçların yan etkileri konusunda
anlayabilecekleri düzeyde ve olabildiğince ayrıntılı bilgi verilmelidir. Çocuğa
bu sorunun onun elinde olmadan ortaya çıktığı, bu durumun düzeltilebilen
bir rahatsızlık olduğu, isterse bu konuda ona yardım edilebileceği ve
uykuda işememenin öğretilebileceği söylenmelidir. Hekim ve hastanın ilk görüşmesinden
sonra henüz tedaviye başlamadan anlamlı sayıda hastada uykuda işemede düzelme
görülmektedir. Seçilecek tedavi yöntemi belirlenirken altta yatan patoloji dışında
çocuğun yaşı, sorunun sıklığı, tedavinin acilliği, hatta hastanın yöntemlerle
ilgili kendi tercihi dikkate alınmalıdır. En yararlı olacağı düşünülen
yöntemle tedaviye başlamak ve tedavinin yarım bırakılmaması gerektiği
vurgulamak önemlidir. Her başarısız tedavi girişimi hastada olumsuz etkiler
bırakır ve daha sonra uygulanacak yöntemlerin başarısını azaltır.
Başlıca
iki grup tedavi yöntemi vardır. Bunlar davranış modifikasyonu (motivasyon
tedavisi, kondüsyon-alarm tedavisi, mesane retansiyonu eğitimi) ve ilaç
tedavisi(antikolinerjikler, trisiklik antidepresanlar, vasopressin) yöntemleridir.
Davranış
modifikasyonu yöntemleri
Motivasyon
tedavisi
Anne
baba, çocuk kuru uyandığında onu değişik şekillerde ödüllendirir.
Duygusal içerikli ödüller somut ödüllere(para, hediye vs.) göre daha
etkili bulunmuştur. Çocuğun tedaviye aktif katılımı ve sorumluluk alması
sağlanmalıdır. En sık kullanılan yöntem kayıt tutmadır. Sabah uyanınca
ilk iş olarak işeme takvimi doldurulur. Takvimdeki boşlukların çocuğun
kendisi tarafından doldurulması çok önemlidir. Takvimdeki kuru günlerin sayısı
için bir hedef belirlenerek bu hedefe ulaşınca ödül verilir. Motivasyon
tedavisi tek başına yeterli bir yöntem olarak görülmemekle birlikte, diğer
tedavi yöntemleri ile birlikte uygulandığında başarıyı arttırdığı
ispatlanmıştır.
Kondüsyon–alarm
tedavisi
Çocuk
uykusunda işediğinde elektrotları ıslanan ve devresi kapanan bir zil
sisteminin çalmaya başlaması ve çocuğu uyandırması temeline dayanır. Başlangıçta
hasta mesane tamamen boşaldıktan sonra uyanır. Bir süre sonra daha erken
uyanmaya ve ortalama 3-4 hafta sonra uykusunda çişi geldiğinde alarm zili çalmadan
uyanmaya başlar. Tedavi sonunda hastalar çoğu zaman bütün geceyi uyanmadan
ve işemeden tamamlarlar. Etki mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Alarm
tedavisinin gece ve gündüz fonksiyonel mesane kapasitesini arttırdığı düşünülmektedir..
Alarm tedavisinin 7 yaşından küçük çocuklarda, tek başına uyuduğu özel
odası olmayan çocuklarda uygulanma zorlukları vardır. Diğer bütün yöntemler
içinde en yüksek başarı oranları(%65-%100) ve en düşük relaps oranları(%20-%30)
bu yöntemle elde edilmiştir. Tek semptomlu uykuda işemede ilk seçilmesi
gereken tedavi yöntemidir. Önceleri 6 haftalık tedavi yeterli görülürken
son yıllarda 2-3 aylık tedavi önerilmektedir. Yabancı kaynaklı alarm
sistemlerinin pahalı olması yöntemin yaygınlaşmasını engellemektedir.
Ancak son yıllarda çok çeşitli model ve özellikte(sesli, titreşimli,
kablolu, kablosuz ) alarm sistemleri daha uygun fiyatlarla yerli olarak üretilmektedir.
Bizim tek semptomlu uykuda işeme olgularında alarm sistemi ile(2 ay) elde ettiğimiz
sonuçlar yüz güldürücüdür.
Mesane
retansiyon eğitimi
Bu
yöntemde çocuğa gün boyunca fazla miktarda sıvı içirilir ve idrarını
uzun süre tutması istenir. Enürezisli hastaların mesane kapasitelerinin
normalden az olması bu tedavinin dayanağıdır.
İlaç
tedavisi
İlaç
tedavisi uygulama kolaylığı nedeniyle gerek hekimler gerek de hastalar tarafından
en çok tercih edilen yöntemdir. Enüeaziste kullanılan ilaçlar başlıca 3
gruptur.
Uykuda
işeme tedavisinde en yaygın olarak kullanılan ilaçlardır. Uyku ve uyanma
paterni üzerine etkilidir. Ayrıca antidepresan
etkisi, antikolinerjik-antispazmotik etkisi ve hatta antidiüretik etkisi olduğu
da bildirilmiştir. Bu grup içinde en etkili ilaç imipramindir(Tofranil®).
Yatmadan 1-2 saat önce 25 mg tek doz olarak verilir.Büyük çocuklarda doz 75
mg kadar çıkılabilir. Etki 1-2
hafta içinde başlar. Önemli bir yan etkisi yoktur. Tedaviye 3-6 ay devam
edilmelidir. Daha sonra azaltılarak kesilir. Aşırı dozda alınması
entoksikasyona neden olur. İmipramin entoksikasyonunun mortalitesi çok yüksektir.
İlaçlar tek tek çıkarılıp içirildikten sonra çocukların ulaşamayacakları
bir yerde saklanmalıdır. Yaşı büyük çocuklarda ve sekonder enürezis
nokturna da daha etkili bulunmuştur.
İdrar
çıkışını azaltan ilaçlar (Desmopressin)
Sentetik
bir antidiüretik hormon türevidir. DDAVP yapısındadır. Etki mekanizması
gece çıkarılan idrar miktarını fonksiyonel mesane kapasitesinin altına düşürmektir.
Normal diurnal antidiüretik hormon salınımı bozuk olan çocuklarda başarılı
sonuçlar alınmaktadır. İdrar ozmolaritesi düşük fakat mesane kapasitesi
çok küçük olmayan hasta grubunda daha yararlıdır. Desmopressin (Minirin®)
nazal sprey, ve oral formu bulunmaktadır Başlangıç dozu 20 mikrogramdır.
(her bir burun deliğine 10 mikrogramlık sprey şeklinde ). Klinik yanıta göre
40 mikrograma kadar doz arttırılabilir. Etki hemen başlar. Tedaviye cevap %80
nin üzerindedir. Yan etki olarak hipervolemi ve hiponatremi bildirilmişsede sık
görülmez. Tedavi süresi 3-6 aydır. Doz azaltılarak tedavi
kesilmelidir.Bizim hasta grubumuzda oral formu nazal formuna göre daha az
etkili bulunmuştur. Oral form nazal formun uygulanmasında sorun yaşandığında
tercih edilebilir. Doz 100-400 mikrogram /gün . Günde tek doz şeklinde
uygulanır. Desmopressin verilenlerde tedavi kesildikten sonra diğer ilaçlara
göre daha yüksek nüks oranları bildirilmiştir. Tedaviye hızlı yanıt alınması
gereken durumlarda etkisinin hemen başlaması, uygulama kolaylığı ve düşük
yan etkisi nedeniyle tercih edilen bir ilaçtır.
Antikolinerjik
ilaçlar
İşeme
bozukluğu ve mesane instabilitesi olan komplike enürezis olgularının
tedavisinde lullanılır. Etki mekanizmaları mesane kapasitesini arttırmak ve
detrusor kasının istenmeyen kasılmalarını azaltmak şeklindedir. Gündüz sık
işeme urge yakınmaları olan enürezis hastalarında iyi sonuç alınmaktadır.
En sık kullanılan ilaç Oksibutinin hidroklorür’dür. (Üropan®) 5mg
tablet ve şurup formu vardır. Dozu 0.3-0.4 mg/kg/gün dür. Bu doz 2 yada 3 eşit
dozda verilir. Trospiyum klorür (Spasmex®) 15 mg tabletleri vardır. 45 mg/gün
3 eşit doza bölünerek kullanılır. Tolteradine (Detrustol®) 1mg ve 2mg
tabletleri vardır. Antikolinerjiklerin ağız kuruluğu, yüz kızarması,
idrar yapmada güçlük, taşikardi, midriyazis, uyuklama, kusma konstipasyon
gibi yan etkileri görülür. Bu yan etkilerle ilgili aile mutlaka önceden
bilgilendirilmeli ve tedaviye uyumu sağlanmalıdır. Tedavi süresi 6 aydır.
Dirençli olgularda 1 yıla kadar uzayabilir.
Komplike
enürezis tedavisi
Tedaviye
dirençli enürezis olgularında ayrıca mesane-işeme-bozuklukları(sık işeme,
acili yet hissi (urge), seyrek idrar yapma, idrar kaçırmayı engellemek için
bacaklarını yakınlaştırarak çömelme(vincent curtsy)) saptanan olguların
bazılarında özellikle de gündüz işeyen çocukların tümünde ürodinamik
inceleme gereklidir. Ürodinamik inceleme sonuçlarına göre işeme bozuklukları
başlıca 4 gruba ayrılabilir.
1.İnstabilite
2.Boşaltma
bozukluğu(Hinman Sendromu),
3.Tembel
mesane
4.
Distal üretral stenoz
İnstab
Detrusor
kasının istemsiz kasılmaları söz konusudur. Bu hastalarda sık tekrarlayan
enfeksiyonlar, sık idrara gitme ihtiyacı, disüri, gündüz idrar kaçırma
gibi belirtiler vardır. İdrar kesesini kasılmalara rağmen tam olarak boşaltabilenlerde
üst üriner sistem bu durumdan çok etkilenmez. Bazı çocuklar
engelleyemedikleri bu kasılmaların idrar kaçırmalarına neden olmasını
engellemek için eksternal sfinkterlerini istemli olarak kasarlar. Detrusor
sfinkter dissinerjisi idrar yaparken eksternal sfinkterin gevşetilmesi
gerekirken kasılması durumudur.
Hinman
Sendromu
Mesane
instabiliteli çocukların idrar kaçırmaya engel olmak için eksternal
sfinkterlerini kasması sonucu çıkış direnci artar. Detrusor kasının boşalmayı
sağlaması için daha yüksek basınç oluşturması ve daha kuvvetli kasılması
gerekir bu da hipertrofiye uğramasına neden olur. Hipertofik detrusor inhibe
edilemeyen kasılmaların artmasına neden olarak yine çocuğun eksternal
sfinkterini kasmasına yol açar. Kısır bir döngünün oluştuğu bu durum
Hinman tarafından tanımlanmıştır. Bu olgularda üst üriner sistem de
etkilenir ve ciddi vezikoüreteral reflü, hidronefroz, parankim kaybı görülebilir.
Tembel
mesane
Seyrek
idrara gitme nedeniyle mesanede fazla miktarda idrarın depolanması, mesane
kapasitesinin artması ve mesanenin kolay boşalamaz hale gelmesidir. Mesanede
idrarın fazla beklemesi ve rezidüel idrar, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu
ve vezikoüreteral reflüye neden olabilir.
Distal
üreteral stenoz
Erkek
çocuklarında meatal stenoz ender görülen bir durumdur. Meatoplasti ile
tedavi edilir. Kız çocuklarında görülen distal üreteral stenozun aslında
anatomik bir darlık olmadığı işeme sırasında eksternal sfinkterin
istemsiz olarak kasılması sonucu görüldüğü düşünülmektedir.
Kız
çocuklarında labial frenulumun öne yer değiştirmesi veya labial füzyon
nedeniyle vajinal göllenme(vaginal
pooling) ve işeme sonrasında idrar kaçağı görülebilir.
Konstipasyon
işeme bozukluklarına eşlik eden bir durumdur. Hergün aynı saate tuvalete
oturtulmalı, çocuğun tuvalette normalden daha uzun kalmasını sağlayıcı
önlemler alınmalıdır. Posa bırakan besinlerle beslenme, oral laksatif ve
gerekirse lavmanlarla boşaltma sağlanmalıdır.
İşeme
bozukluğu görülen komplike enürezislerin tedavisinde antikolinerjik ilaçlar,
antibiotik proflaksisi, işeme eğitimi(ikili işeme, saatli işeme) ve gerektiğinde
temiz aralıklı kateterizasyon(TAK), biofeedback tedavisi, transkutanöz
elektrostimülasyon(TENS) yöntemleri endikasyonuna göre kullanılmaktadır.
Kaynaklar
1-Rushton
HG. Enuresis. In: Clinical Pediatric Urology, Kelalis PP, King LR Belman AB,
editors. 3rd edition, Philadelphia, W.B. Saunders, 1992. p.365-83.
2-R
JM Nijman, R Butler, J Van Gool, CK Yeung,W Bower, K Hjalmas. Conservative
management of urinary incontinence. In: Incontinence, Abrams P, Cardozo L,
Khoury S, Wein A, editors. 2nd edition. Plymouth, United Kingdom:
Health Publication Ltd; 2002, p. 514-51.
3-Forsythe
WI, Butler RJ. Fifty years of
enuresis alarms. Arch Dis Child 1989; 64:879-85.
4-Doleys
DM. Behavioural treatments for nocturnal enuresis in children: a review of the
recent literature. Psychol Bull 1977;84: 30-4.
5-Wille
S. Comparison of desmopressin and enuresis alarm for nocturnal enuresis. Arch
Dis Child 1986;61: 30-3.
6-Monda
JM, Husmann A. Primary nocturnal enuresis: a comparison among observation,
imipramine, desmopressin acetate and bed-wetting alarm systems. J Urol 1995;154:
745-8.
7-Wolfish
N. Sleep arousal function in enuretic males. Scand J Urol Nephrol 1999;
202:24-6.
8-Butler
RJ, Redfern EJ, Holland P. Children’s notions about enuresis and the
implications for treatment. Scand J Urol Nephrol 1994;163:39-47.
9-Azrin
NH, Sneed TJ, Foxx RM. Dry-bed-training: rapid elimination of childhood
enuresis. Beh Res Ther 1974;12:147-156.
10-Houts
AC. Behavioural treatment for enuresis. Scand J Urol and Nephrol 1995;Suppl 173:
83-8.
11-Fly
Hansen A, Jorgensen TM. Treatment of nocturnal enuresis with the bell and pad
system. Scand J Urol Nephrol 1995;Suppl 173: 101-2.
12-Oredsson
AF, Jorgensen TM. Changes in nocturnal bladder capacity during treatment with
the bell and pad for monosymptomatic nocturnal enuresis. J Urol 1998;160: 166-9.
13-Bower
WF, Moore KH, Adams RD, Shepherd R. Frequency volume chart data from 3222
incontinent children. BJ U Int 1997;80:658-62.
14-Mattson
S. Voiding frequency, volumes and intervals in healthy school children. Scand J
Urol Nephrol 1994;28:1-11.
15-Berg
I, Forsythe I, McGuire R. Response of bedwetting to the enuresis alarm.
Influence of psyhiatric disturbance and maximum functional bladder capacity.
Arch Dis Child 1982;59:394.
16-Fielding
D. The response of day and night wetting chidren and children who wet only at
night to retention control training and the enuresis alarm. Behav Res Ther
1980;18:305.
17-Koff
SA,Non-neuropathic vesicouretral dysfunction in children In: Paediatric Urology
O’Donnell B, Koff SA, editors 3rd edition, Butterworth Heinemann Oxford 1997,
p. 220-222.
18-Schulman
SL, Duckett JW, Disorders of bladder function In: Paediatric Surgery O’Neil JA,
Rowe MI, Grosfeld JL, Fonkalsrud EW, Coran AG, editors, 5th edition, Mosby-year
book Inc 1998, p.1671-1683
Bu
makelenin yayınlandığı
dergi Klinik Çocuk Forumu Dergisi Pediatrik cerrahi özel sayısı (Cilt
3 Sayı
5 Ekim-kasım-aralık 2003)
|
|
enürezis alarm ilgili öğrenmek istediğiniz başka bilgi varsa, Eğer size daha fazla yardım edebileceksek, lütfen bizimle irtibata geçme konusunda tereddüt etmeyin Lütfen ofisimizi dilediğiniz zaman arayın... |
|
KARDELEN LTD ŞTİ/ İZMİR TEL: (232) 361 71 22 E POSTA: drydays@kardelenltd.com
|
Bu sitenin içeriği yalnızca Dry days enürezis alarm hakkında bilgi verme amacına yöneliktir; bir doktorun değerlendirmesinin yerini tutmayı amaçlamamaktadır. Sitede yer alan ürünlerin kullanımıyla ilgili öncelikle doktorunuzun görüşüne başvurmanız önemlidir. Tüm tıbbi konularda en iyi öneriyi, sizin gereksinimlerinizi bilen doktorunuz verebilir. |